Hayatım boyunca süren yazma isteğimin, hiçbir zaman bir düzen içerisinde ilerlemeyen ve her seferinde de; başarısızlıkla sonuçlanan günlük tutma çabalarımın sanal alemdeki yansıması...

Bildiğim en doğru yerden başladım yazmaya, kendimden.

8 Nisan 2017 Cumartesi

Pancar sebzelerin en keskinidir...


Doğduğumuz zaman yuvarlak, keskin, saf bir yüzümüz vardır. İçimizde evren bilincinin kırmızı ateşi yanar durur. Ama yavaş yavaş bizi, analar babalar yer; okullar yutar, sosyal kuruluşlar emer, kötü alışkanlıklar kemirir, yaş ise tüketir. Sindirildiğimiz zaman, tıpki ineklerdeki gibi altı mideden geçtiğimiz zaman, pis bir kahverengi tonunda çıkarız.

Pancardan almamız gereken esas ders şudur: İnsan, yanağındaki ilahi renge, içindeki doğal pembeliğe sarılmalı; yoksa kahverengiye dönüşür. Kahverengi olmak da, insanın masmavi kesildiğinin resmidir. Onun da ne anlama geldiğini bilirsiniz;
Çivit.
Çivitiyor.
Çivitti.
(Tom Robbins'in Parfümün Dansı adlı romanından...)

1 yorum:

  1. ''Yaşama sevincimi, sigortalı bir iş karşılığında sattım'' der Bukowski.

    Yaşam sevincimizi, içimizdeki güzellikleri kaybetmemek ümidiyle :)

    YanıtlaSil

♥♥♥ dahiyane fikrini paylaş ve görevi son ütücüye devret ♥♥♥

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...