Hayatım boyunca süren yazma isteğimin, hiçbir zaman bir düzen içerisinde ilerlemeyen ve her seferinde de; başarısızlıkla sonuçlanan günlük tutma çabalarımın sanal alemdeki yansıması...

Bildiğim en doğru yerden başladım yazmaya, kendimden.

18 Haziran 2014 Çarşamba

Bunları Düşünüyorum Sık Sık

Doğrusunu söylemek gerekirse hiç keyfim yok şu sıralar..Aslında böyle hissettiğimde blogla pek içli dışlı olmaktan hoşlanmıyorum.Hoşnutsuzum kendimden, yazdıklarımı bile beğenmiyorum artık.Can burundayken mizahiyet çabalarına girişiyor, iç dünyamı yansıtmayan güncel konulardan, havadan sudan dem vuruyorum.Aslına bakarsanız; buruşturup çöpe dahi atmaya üşeneceğim bir yazıyı çoktan yayınlamış oluyorum.
Üzerime yapışan, söküp atamadığım rahatsızlıklarımla uğraşıyorum.Bahardan mıdır bilmiyorum,ellerimde küçük renksiz kabarcıklar var; ne idüğü belirsiz...Gözlerim son 15 gündür bir kızarıyor,bir düzeliyor.Süregelen yorgunluk ve uykusuzluğumdan bahsetmemek işten bile değil.Doktora gitmiyorum çünkü birkaç saniyeliğine suratıma bön bön bakıp elime bir reçete tutuşturduğunu düşünmek bile benim için yeterince katlanılmaz.Olur olmaz şeylerden şikayetçiyim.Bir fotograf makinemin olmayışı mesela...Şöyle bin liralık bir şey bile fotografçılığa başlayabilmek için yeterli aslında.Yine de erteliyorum.Önceliklerimin sırasında ilerliyorum; bir gün güzel bir fotograf makinesine de sıra gelecek elbet diyerek bir kez daha ertelemek suretiyle tabi.Ha bir de; iş yerinde her gün hemde her gün telefonda insanlara laf anlatmaktan sıkıldım; tahsilat da böyle bir şey işte.

Beklemek beni iyiden iyiye usandırıyor artık.Otobüsü, yemeğin pişmesini, hafta sonu tatilini, evliliği, saçlarımın uzamasını ve daha nicelerini beklerken; sabırsızlıkla yaptığım tek şey nişanlımdan gelecek bir telefonu ve askerliğinin biteceği günü "beklemek"...Beklerken beklemekten daha can sıkıcı bir durum yok; vaka vakti zamanında söylediğim gibi; sayılı gün çabuk geçmiyor...

Günler birbirini tekrar ediyor ve ben birçoğunuz gibi günün 16 saati yapmak istemediğim şeyleri yapıyorum ki; geri kalan 8 saat günlük uyku sürem.

Bu arada varlıklar yokluklara dönüşebiliyormuş öğrendim.Hayatımın en güzel 3 yazını onunla geçirdikten sonra; en berbat yazını geçirmeye başladım.Varlığı mutluluk olmuşken, yokluğu hüzün oluyormuş meğer.Hep bir hüzün...Ama hayatımın en güzel de 3 kışı var; sonbaharda askerlik bittiğinde bir yenisi daha bizi bekliyor olacak...

Bunları düşünüyorum sıksık...

BiR DeLiNiN Pembe DefteRi

5 yorum:

  1. Onu düşününce daha iyi oluyosun sanki :)
    Hep geleceğini düşünsen mesela :)
    Varlığı çok mutlu edince yokluğu katlanılmaz oluyo haliyle ama sen hep geleceğini düşün ;)

    YanıtlaSil
  2. Canım Şeyma'cım; teşekkür ederim, arkamda olduğunu bilmek güzel :))) Sanırım bir hayli uzunca bir süre daha böyle geçecek zaman.
    Ama en iyisi ben dediğin gibi yapayım ;)

    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
  3. Pembişiiim bu ne karamsarlık böyle. kıyamam sana. Stres ve kafanda dönüp duran şeyler yüzünden olabilir ellerinde çıkan şeyler.
    Sakın kaşıma, yolma..
    Birşeyler için beklemek zorunda olmak ve hep bir öncelik sırası sahibi olmamız benim de canımı çok sıkıyor bazen :(
    Nişanlına gelince, bak döndüğünde önünüzde hiç bir engel kalmayacak. Bir daha uzak kalmayacaksınız. Sabret :*

    YanıtlaSil
  4. Kaşımıyorum yolmuyorum; aksine krem sürüp; besleyip büyütüyorum pıtırcıklarımııı!

    Kocaman öpücük!

    YanıtlaSil
  5. Beklemekte oldugun kişinin beklemeye değer oldugunu bildikten sonra bir ömür beklemeye bile razı olur insan.

    YanıtlaSil

♥♥♥ dahiyane fikrini paylaş ve görevi son ütücüye devret ♥♥♥

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...